Anadolu’da Çağdaş Bir Müze

Aralarında  Magdalena Abakanowicz, Allen Jones, George Baselitz, Jörg Imendorff, Eduardo Arroyo, Valerio Adami, Jean Charles Blais gibi dünyaca ünlü sanatçıların yapıtlarının bulunduğu bir çağdaş sanatlar müzemiz var artık. Başka bir deyişle uluslararası koleksiyonu olan bir çağdaş sanatlar müzesine sahibiz. Üç yıl önce açılan Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesinden bahsediyoruz. 29 sanatçının 34 büyük boyutta litografisinden oluşan Quensen Uluslararası Baskı Atölyesi’nin koleksiyon seçkisi bu müzede sergilenmesi için Türkiye’ye getirildi. Yapılan anlaşma gereği koleksiyon sergilenip geri gidecekti tıpkı daha önce Amerika’da 11 ayrı yerde sergilenip Almanya’ya geri gittiği gibi.Ancak bu kez öyle olmadı. Koleksiyonun sahibi Quensen, sergi açılışında yaptığı konuşmasında bir jest yaparak serginin tümünü Anadolu Üniversitesine bağışladığını açıkladı. Bu sürpriz açıklama doğrusu hem bir şaşkınlık hem de sevinç yarattı. Şaşkınlık, çünkü birdenbire piyangodan çıkmış gibi böylesine önemli bir koleksiyonun sahibi olmak gerçekten ilginç bir duyguydu. Sevinç yarattı çünkü, uzaktan izlediğimiz ve yapıtlarına ancak yurtdışındaki müzelerde rastladığımız sanatçılar artık ulaşabileceğimiz uzaklıkta olacaktı.

Bu bağış, önemli ve üzerinde durup düşünmeyi gerektiren bir bağış. Bu nedenle de

 

kuşku yok ki farklı bakış açılarından değerlendirilecektir. Ancak yine kuşku yok ki Türkiye’de hiçbir kurumun sahip olmadığı ve çağdaş litografi konusunda, 1950 sonrası sanat akımlarına yönelik örnekleri taşıyan bir koleksiyon kazanılmıştır. Koleksiyon/sergi, Pop Art, Yeni Gerçekçilik, Yeni Figürasyon ve Yeni Dışavurumcular başta olmak üzere Farklı eğilimlerden örnekleri içermektedir. Yapıtların tümü 1980 sonrasına ait. Dolayısıyla bu dönemin litografiyle yapılan resminin değişim dinamiğine dair önemli bir görünüm sunmaktadır. Eski ve yeni ustaları, farklı tematik yaklaşımları, farklı üslupları bir araya getirmekte; tümü yenilikçi ve deneysel arayışlar paralelinde üretilmiş özgün örnekleri içermekte ve baskı tekniklerinden,  çağdaş bir anlatım aracı olarak nasıl yararlanılabileceğini, göstermesi açısından da ilginç ve tartışılmaz bir değer taşımaktadır.

Quensen Uluslararası Baskı Atölyesi Almanya’nın Münster kenti yakınlarında bulunan Lamspring kasabasında yaklaşık 140 yıldır Endüstriyel alanda,1970’lerin sonlarından buyana da sanatsal baskı alanında çalışmalar yapmaktadır. “The Big Print” diye bilinen, 100x140 cm gibi büyük boyutlu baskılarda iddialı sonuçlar elde edebilen, sanat dünyasında yeni ve deneysel yöntem arayışında olan ve bunları, sanatçılara sunan bir atölye. Tıpkı örnek alarak yapılandığı, 1960’lı yılların Tamarind Atölyesi gibi yenilikçi ve deneysel alanda çalışmalar yapmakta; farklı disiplinlerden gelen sanatçıları buraya davet etmekte ve onlara baskıresim alanında çalışma olanağı tanınmaktadır. Atölye aynı zamanda yurtdışı ve yurt içinden çeşitli üniversiteler, akademiler ve kültür enstitüleri ile işbirliği yaparak, sergi, konferans, sempozyum ve kavramsal çerçevede multi-medya sanat projelerini gerçekleştirme yönüyle de “Avrupa Kültür Evi” olma iddiasında. Bundan dolayı da ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülmüş; müzeler, bu atölyenin deneysel sanata yaptığı katkıyı özel forumlar düzenleyerek tanıtıp desteklemişlerdir.

Sonuç olarak bu koleksiyon ile Türkiye’de ilk kez, uluslararası alanda farklı disiplinlerden gelen 29 çağdaş sanatçının litografi çalışmaları bir müze koleksiyonuna girmiş olmaktadır. Bunun Türk sanat çevreleri için, hem sanat tarihinde yerini belirlemiş popüler isimleri içermesi hem de bu sanatçıların baskıresim için es geçilemeyecek denli önemli yapıtları içermesi açısından görmezden gelinemeyecek bir değer taşıdığını düşünüyoruz. Hele batılı sanatçıların küçük boyutlu resim ve baskılarını sadece görmeye alıştığımız ülkemizde, bu denli büyük boyutlu ve etkileyici baskıresimlerle karşılaşmak ikna edici bir etki yaratmakta ve izleyenlerin gözlerini kamaştırmaktadır.


* “Anadolu’da Çağdaş Bir Müze” Cumhuriyet Gazetesi, 6 Nisan Çarşamba 2005, Sayfa: 1 ve 14.